ÖZGÜR YÜCETÜRK - FORD TÜRKİYE İŞ ALANI LİDERİ
Elektrikli Araçlar Artık Geleceğin Vaadi Değil, Bugünün Gerçekliği
Türkiye’nin eletrikli mobilite vizyonunu değerlendiren Ford Türkiye İş Alanı Lideri Özgür Yücetürk, “Bu sadece bir ürün değişimi değil; üretimden şarj altyapısına, şehir planlamasından kullanıcı alışkanlıklarına kadar kapsamlı bir dönüşüm. Türkiye, elektrikli araç pazarında avrupa ortalamasının dört katı hızla büyüyor. Bu ivme, bizi sadece üretici değil; teknoloji ve mühendislik merkezi yapıyor" diyor.
Türkiye’de elektrikli araç pazarında 2025 ve sonrası için nasıl bir büyüme öngörüyorsunuz?
Elektrikli araçlar, artık sadece geleceğe dair bir hayal değil; bugünün otomotiv gerçekliği. Türkiye’de 2024 yılında yaklaşık 105,000 adet elektrikli otomobil satıldı(1) ve bu, toplam pazarın %10,7’sine karşılık geldi. Mayıs ayında Türkiye’de 16,802 adet elektrikli araç satıldı; bu, toplam 85,123 otomobil satışının %19,7’sine denk geliyor. Geçen seneye göre bu satışlarda %128’lik çarpıcı bir yükseliş görüldü. Bu performansla Türkiye, Almanya, Birleşik Krallık ve Fransa’nın ardından Avrupa’da 4’üncü sıraya yükseldi.
Ocak–Mayıs 2025 arasında toplamda 59.092 elektrikli araç satılırken, Türkiye Avrupa’da 5’inci oldu ve bu dönemde yüzde 114’lük büyüme ile Avrupa ortalamasının (%27,8) neredeyse 4 katına ulaşıldı.(2)
Türkiye, elektrikli araç pazarında kuvvetli bir ivme yakalamış durumda. Mayıs 2025 verileriyle birlikte gerçekleşen büyüme rakamları bize yeni bir dönemin çoktan başladığını anlatıyor. Yıllık bazda geçen yılın mayıs ayına göre satışlarda %128 artış, pazar payında ise %19,7 seviyesine çıkış gözlemliyoruz. Ayrıca elektrikli araç satışında Türkiye’nin Avrupa’da 4’üncü sıraya yükseldiğini görüyoruz.(3) Bu, sadece nicel bir değişimi değil, niteliksel bir sıçramayı da gösteriyor. Öngörümüz daha da iyimser:
2025 yılı geneli için elektrikli araç pazar payı %20’yi geçebilir. Eğer bu hız sürerse, 2026’da Fransa’yı geride bırakıp Avrupa’da ilk 3 sıra arasına girmek mümkün. Bu yükseliş, Türkiye’nin genç nüfusu ve dijital adaptasyonuyla destekleniyor. Biz Ford Türkiye olarak bu ivmeyi güçlendiren stratejileri şu şekilde genişletiyoruz:
Yayınlarda hızlı algı ve lansmanlar: Mayıs’ın ağırlığıyla birlikte ticari ve binek elektrikli modellerimizin erişimini artırıyoruz.
Segmentler arası denge: Ticari modellerdeki güçlü konumumuzu korurken, binek segmentteki Puma Gen-E ve yeni SUV lansmanlarıyla bu büyümeyi sürdürülebilir kılıyoruz.
Mayıs 2025’teki satış rakamları bize Türkiye’nin sadece başlangıç aşamasında olmadığını, küresel platformda rekabet edebilecek potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Bu momentum, proje ve yatırımlarımız için değerli bir referans.
Avrupa Yeşil Mutabakatı ve karbon vergileri gibi uygulamalar Türk otomotiv sektörünü nasıl etkiliyor? Ford bu süreçte nasıl pozisyon alıyor?
Avrupa Yeşil Mutabakatı ve beraberinde gelen karbon sınır vergileri, Türkiye gibi üretim merkezleri açısından hem bir risk hem de fırsat barındırıyor. Ford Otosan olarak bu dönüşümün tam merkezindeyiz. Biz bu sürece hazırlıklı giren bir markayız. Zira elektrifikasyon hedeflerimizi, Yeşil Mutabakat gündeme gelmeden önce başlatmıştık.
2025 itibarıyla üretimini gerçekleştirdiğimiz tüm araçların elektrikli versiyonlarını pazara sunmuş olacağız. Bu yalnızca bir ürün dönüşümü değil; üretim tesislerinden tedarik zincirine, lojistikten satış sonrası hizmetlere kadar uzanan bir entegre sürdürülebilirlik stratejisi.
Kocaeli ve Craiova fabrikalarımızda karbon nötr üretim hedefiyle ilerliyoruz. Mars Logistics iş birliğiyle başlattığımız intermodal taşımacılık sayesinde, Romanya-Türkiye arasındaki lojistik süreçlerde karbon salımını %63 oranında azalttık. Kısacası biz bu süreci “regülasyonlara uyum sağlama” noktasından değil, “geleceği şekillendirme” vizyonuyla ele alıyoruz.
Ford’un globalde açıkladığı elektrikli dönüşüm hedefleri oldukça iddialı. Bu hedeflerin Türkiye’ye yansıması nasıl olacak?
Ford Motor Company, 2035 itibarıyla Avrupa’da yalnızca sıfır emisyonlu araçlar satmayı hedefliyor. Bu dönüşümün merkezinde yer alan ülkelerden biri de Türkiye. Ancak bu süreç yalnızca araç üretimiyle sınırlı değil; aynı zamanda teknolojik altyapı, mühendislik gücü ve sürdürülebilirlik yaklaşımıyla da şekilleniyor.
Ford Otosan olarak bu vizyonun önemli bir parçasıyız. Romanya Craiova tesisimizde üretilecek olan Puma Gen-E modeliyle binek tarafta elektrikli portföyümüzü genişletiyoruz. Ayrıca Kocaeli fabrikamızda halihazırda ürettiğimiz E-Transit’in ardından, E-Transit Custom ve E-Tourneo Custom modelleri sahaya indi. 2025 itibarıyla bu başarıya E-Courier ve E-Tourneo Courier modellerini de ekleyerek hafif ticari segmentte çevreci dönüşüme öncülük ediyoruz. Craiova’da devreye aldığımız batarya montaj hattı ise sadece üretim değil, aynı zamanda mühendislik ve teknoloji ihracatımız açısından stratejik bir adım oldu. Bu süreçte Türkiye yalnızca bir üretim üssü değil; aynı zamanda ürün geliştirme ve teknoloji merkezi konumunda. Sancaktepe’deki Ar-Ge merkezimizde geliştirilen yazılım ve mühendislik çözümleri, Ford’un Avrupa’daki üretim hatlarına entegre ediliyor. Yani biz sadece araç değil; bilgi, teknoloji ve deneyim üretiyoruz.
Öte yandan, 2025 yılı sadece teknolojik bir dönüşüm yılı olmayacak. Makroekonomik tarafta enflasyonist baskıların sürdüğü, kredi koşullarında daha rasyonel ama temkinli bir yaklaşımın hakim olduğu bir dönemden geçiyoruz. Kur dalgalanmaları ve regülasyonlardaki değişkenlik sektöre yön verirken, daha büyük etkiyi teknolojik ve yapısal dönüşümler yaratacak. Avrupa’da yükselen Çinli markalar, ABD’de gündeme gelen otomobil tarifeleri ve Avrupa Birliği regülasyonlarının sıkılaşması, Türk otomotiv üreticileri için rekabetin kurallarını yeniden yazıyor.
Tam da bu noktada Türkiye’nin rolü kritikleşiyor. Avrupa’ya ihracatımızı sürdürebilmek yalnızca maliyet avantajıyla değil, düşük karbon ayak izine sahip üretim altyapımız, yazılım ve bağlantı teknolojileriyle entegre araçlarımız ve yeşil dönüşüme olan adaptasyonumuzla mümkün olacak. Bu nedenle 2025, Türkiye için sadece “araç üretmek” değil; yeşil, dijital ve müşteri odaklı üretim anlayışını sahaya yansıtma yılı olacak.
Biz Ford Türkiye olarak bu dönemi “Elektriğin Ford Çağı”nın sahaya indiği yıl olarak tanımlıyoruz. Elektrikli ürün gamımızla, Ford Pro çatısı altında sunduğumuz filo çözümleriyle ve FordPass gibi dijital platformlarımızla müşterilerimize yalnızca araç değil, bütüncül bir deneyim sunuyoruz. Bu da artık oyunun kuralını değiştiriyor: Sadece ürün değil, güven, şeffaflık ve kişiselleştirilmiş yolculuklar öne çıkıyor. Özetle, biz bu yolculuğa sadece hazır değiliz; bu dönüşümün liderliğini yapmaya da kararlıyız.
Tam elektrikli Ford E-Transit/Tourneo Courier ve Ford Puma Gen-E modellerini tüketiciyle buluşturdunuz. Bu araçlarla ilgili bilgi alabilir miyiz? Türkiye’de en çok ilgi gören modeller hangileri? Ticari mi binek segment mi daha hızlı büyüyor?
Ford’un elektrikli dönüşüm vizyonu, yalnızca bir model gamı genişlemesi değil, aynı zamanda müşteri beklentilerine özel çözümler üretme stratejisiyle şekilleniyor. Bu kapsamda hem binek hem ticari segmentte sunduğumuz modeller, farklı kullanıcı profillerine hitap ederek geniş bir etki alanı yaratıyor.
Puma Gen-E, içten yanmalı motorlu versiyonu ile Avrupa’nın en çok satan binek aracı olan Puma’nın tamamen elektrikli versiyonu olarak öne çıkıyor. Craiova fabrikamızda üretilen bu model, şehir içi kullanımda 494 km’ye, birleşik döngüde ise 353 km menzile ulaşabiliyor. Enerji tüketimi yalnızca 14,2 kWh/100 km. Bu değer, onu sınıfının en verimli modellerinden biri yapıyor. Ayrıca 574 litreye varan bagaj hacmi, GigaBox gibi yenilikçi çözümlerle geniş depolama alanı sunuyor. Matrix LED farlar, B&O ses sistemi ve FordPass üzerinden uzaktan kontrol gibi dijital bağlantı yetkinlikleri de modern kullanıcıların beklentilerine tam olarak karşılık veriyor.
Ticari segmentte, Ford Otosan’ın Kocaeli Yeniköy fabrikasında üretilen E-Tourneo Custom, şehir içi ulaşım ihtiyaçlarına odaklanıyor. 8+1 kişilik oturma kapasitesi, bağımsız ve raylı sistemle hareket eden koltukları ve 325 km’ye kadar menzil sunan bataryasıyla ailelerden VIP taşımacılara kadar geniş bir yelpazede tercih ediliyor. Eş zamanlı olarak Craiova fabrikamızda ürettiğimiz E-Transit Courier, şehir lojistiğine özel geliştirilmiş bir taşıma çözümü olarak dikkat çekiyor. 700 kg’a kadar taşıma kapasitesi ve 300 km menzil ile küçük ölçekli işletmelere yönelik yüksek verimlilik sağlıyor.
2025’in ilk çeyreği itibarıyla toplam elektrikli araç satışlarımızın %70’inden fazlası hâlâ ticari segmentten geliyor. Bu veri, Türkiye pazarında halen ticari elektrifikasyonun öncülüğünü sürdürdüğümüzü gösteriyor. Bununla birlikte, Puma Gen-E gibi modellerle binek segmentte güçlü bir yükseliş yakalamış durumdayız. Özellikle içten yanmalı motorlara göre görece daha düşük ÖTV oranları ve şehir içi kullanımda sunduğu yüksek verimlilik, Puma Gen-E’ye olan talebi her geçen gün artırıyor. Binek elektrikli araçlara yönelik farkındalığın yükselmesiyle, önümüzdeki dönemde bu segmentteki büyümenin daha da hızlanmasını bekliyoruz.
Elektrikli araç portföyümüzde sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğin mobilite deneyimini bugünden erişilebilir kılıyoruz. Bağlantılı hizmetler, FordPass gibi uygulamalar üzerinden uzaktan yönetim, şarj planlaması, sürücü destek sistemlerinin entegrasyonu gibi yenilikler hem binek hem ticari araçlarımızda standart hale geliyor. Ayrıca ürün gamımıza yeni eklenen Capri ve Explorer gibi modeller, farklı kullanıcı profillerine özel çözümler sunarak bu dönüşümde önemli bir rol oynuyor. Capri, sportif çizgileri ve 373 km menziliyle şehirli ve stil sahibi kullanıcıları hedeflerken, Explorer ise daha geniş ailelere ve uzun yol ihtiyaçlarına cevap veren SUV karakteriyle öne çıkıyor.
Sonuç olarak Ford’un Türkiye’deki elektrikli araç stratejisi, ticari ve binek segmentleri arasında güçlü bir denge kurmayı, üretim gücünü tüketiciyle buluşturmayı ve ileri teknolojileri herkes için erişilebilir kılmayı hedefliyor. Bu yaklaşımla, her iki segmentte de büyümenin sürdürülebilir şekilde devam edeceğine inanıyoruz.
Tüketiciler elektrikli araç satın alırken Ford markasından ne bekliyor?
Elektrikli araç kullanıcıları artık yalnızca bir otomobil değil, bir deneyim ekosistemi satın almak istiyor. FordPass uygulamamız, kullanıcıların araçlarını uzaktan kontrol etmesine, şarj planlaması yapmasına ve anlık verilerle sürüşlerini optimize etmesine olanak tanıyor. Ford Online ise bayiye gitmeden araç seçimi ve ön rezervasyon süreçlerini dijital ortama taşıyor. Ayrıca Ford Hesabım adlı sadakat platformumuzla müşterilerin satış öncesi ve sonrası tüm deneyimlerini tek noktadan yönetmelerini sağlıyoruz Kısacası kullanıcı, menzil kadar şarj süresine, yazılım güncellemelerine, satış sonrası desteklere ve toplam sahip olma maliyetine bakıyor. Biz de Ford olarak bu ihtiyaçlara bütünsel yanıtlar sunan bir marka kimliğiyle ilerliyoruz.
Elektrikli araçların yaygınlaşmasında en büyük engellerden biri şarj altyapısı. Ford Türkiye olarak bu alanda nasıl bir çözüm sunuyorsunuz?
Açık konuşmak gerekirse, elektrikli araçların artık “gelecek” değil, “bugün” olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Sektörün dönüşümünü konuşurken yalnızca ürünler, satış adetleri ya da teknolojiyle sınırlı kalmak büyük resmi kaçırmamıza neden olur. Elektrikli araçlar yalnızca yeni bir motor türü değil; aynı zamanda ulaşımın doğasını, şehir planlamasını, enerji altyapısını ve hatta kullanıcı alışkanlıklarını baştan tanımlayan bir dönüşüm. Bu dönüşümün başarısıysa yalnızca üreticilerin değil, kamunun, enerji sektörünün, yazılım geliştiricilerin ve kullanıcıların birlikte adım atmasına bağlı. Ve burada en kritik halkalardan biri şarj altyapısı.
2025 itibarıyla Türkiye’de elektrikli araç sayısı 220 binin üzerine çıktı. Bu çok sevindirici bir gelişme. Ancak burada şunu vurgulamak isterim: Bu hızda bir penetrasyon, altyapının aynı ivmeyle gelişmesini zorunlu kılıyor. EPDK’nın Mart 2025 verilerine göre Türkiye genelinde 28.717 şarj soketi mevcut – bunların yaklaşık 11.800’ü hızlı DC şarj istasyonu(4). İlk bakışta bu sayı fena görünmeyebilir, hatta her altı araca bir şarj noktası düşüyor. Ama detaylara indiğimizde dengesizlikler baş gösteriyor. İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerde yoğunlaşan bu altyapı, Anadolu’nun iç bölgelerinde henüz istenen seviyede değil. Aynı şekilde, şehirler arası geçişlerde hâlâ kesintisiz şarj imkânı sunmakta zorlanıyoruz.
Ben bu tabloyu bir eksiklik olarak değil, bir fırsat penceresi olarak görüyorum. Türkiye, enerji altyapısını dijitalleştirerek ve yenilenebilir kaynaklarla entegre ederek, Avrupa’nın ötesine geçen bir örnek ülke olabilir. Ama bunun için kamu-özel iş birliklerinin güçlenmesi, yatırımcıların teşviklerle desteklenmesi ve kullanıcı deneyiminin sadeleştirilmesi şart.
Peki Ford Türkiye olarak biz bu sürecin neresindeyiz? Bizim yaklaşımımız baştan beri net: Elektrikli araç satmak tek başına yeterli değil; bir deneyim sunmak ve bu deneyimi destekleyen bir ekosistem kurmak zorundasınız. FordPass uygulamamız üzerinden müşterilerimiz en yakın şarj istasyonunu görebiliyor, rota planlayabiliyor, batarya seviyesi ve araç sağlığı gibi kritik verilere kolayca ulaşabiliyor. Bu uygulama aynı zamanda şarj başlatma/durdurma ve tarihçe izleme gibi fonksiyonlarla kullanıcıyı yalnız bırakmıyor.
Ticari müşterilerimiz içinse Ford Pro çatısı altında çok daha kapsamlı bir çözüm sunuyoruz. Filolarına özel batarya optimizasyonu, uzaktan bakım yönetimi, operasyonel verimlilik takibi gibi çözümlerle sadece aracı değil, bütün bir iş modelini dönüştürüyoruz. Bu sadece bugünün değil, geleceğin mobilitesine hazırlık anlamına geliyor. Ve şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki: Türkiye’nin elektrikli araç dönüşümünde en hazır markalardan biri Ford’tur.
Ayrıca altyapının yalnızca nicelikle değil, kaynağıyla da dönüşmesi gerekiyor. Bugün Türkiye’deki şarj noktalarının büyük kısmı hâlâ fosil kaynaklardan besleniyor. Bu da aslında karbon ayak izini sıfırlamak yerine yalnızca aracın egzozunu sıfırlamak anlamına geliyor. Halbuki hedef, uçtan uca karbon nötr bir sistem kurmak olmalı. Güneş enerjisiyle çalışan şarj istasyonları, yerel enerji kooperatifleri ve akıllı enerji yönetimi sistemleri bu işin kaçınılmaz adımları.
Şunu net şekilde ifade etmek isterim: Bugün Türkiye’nin elektrikli araç altyapısı gelişiyor, evet. Ama eğer hedefimiz gerçekten sürdürülebilir bir ulaşım modeli kurmaksa, sadece daha fazla şarj noktası değil, daha akıllı, daha hızlı ve daha yeşil şarj altyapısı inşa etmemiz gerekiyor. Bu da hem teknoloji yatırımı hem de vizyon gerektiriyor. Ford Türkiye olarak biz bu vizyona sahibiz. Şimdi mesele, hep birlikte bu vizyonu sahaya yansıtıyor.
Ford Charge Station Pro ya da mobil şarj hizmetleri gibi ekosistem çözümleri Türkiye pazarına uyarlanacak mı?
Elektrikli mobilite sadece bir araç teknolojisi değil; aynı zamanda bir hizmet ekosistemi. Biz de bu alanda, başta filo kullanıcıları olmak üzere çeşitli segmentlere yönelik entegre çözümler geliştiriyoruz. Bu kapsamdaki önemli adımlardan biri olan Ford Charge Station Pro, öncelikle 2024 yılında İngiltere’de hizmete sunuldu. Bu çözüm, bağlantılı şarj planlaması, uzaktan izleme, çok fazlı elektrik altyapısına uygunluk ve dijital kontrol gibi özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu sistem, önce Birleşik Krallık’ta 2024 yılında devreye alınıp, diğer büyük Avrupa pazarlarına kademeli olarak yaygınlaştırılacağı resmi açıklamalarla duyuruldu. Bu strateji doğrultusunda, Türkiye’nin hem Ford Otosan aracılığıyla önemli bir üretim üssü olması, hem de elektrikli mobiliteye hızlı adaptasyon gösteren bir pazar olarak öne çıkması, bu tür sistemlerin gelecekte Türkiye’de de sunulmasını muhtemel kılıyor.
Dolayısıyla, Charge Station Pro gibi çözümlerin Ford’un Avrupa için belirlediği kademeli yayılım planı çerçevesinde Türkiye’nin de değerlendirilebileceğini öngörmek mümkün. Ancak bu noktada kesin bir zamanlama ya da uygulama garantisi vermek yerine, stratejik potansiyel çerçevesinde tahminlerde bulunmak daha doğru olur.
Elektrikli araçlarla birlikte yazılım güncellemeleri, bağlantılı araç teknolojileri ve yapay zeka destekli sistemler de öne çıkıyor. Ford bu teknolojileri Türkiye pazarına nasıl entegre ediyor?
Dijital dönüşüm, Ford Otosan’ın stratejik gündeminde ilk sıralarda yer alıyor. Araçlarımızın çoğu, OTA desteğiyle yazılım güncellemeleri alabiliyor. Bağlantılı ekran teknolojileri, sensörler, yapay zeka destekli veri analizi ile hem bireysel hem ticari kullanıcılara öngörülü, verimli, kişiselleştirilmiş bir sürüş deneyimi sunuyoruz.
FordPass ve Ford Online gibi platformlar da bu dijital altyapının doğrudan tüketiciye ulaşan ara yüzleri.
(1) https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/2024te-100-bine-yakin-elektrikli-otomobil-satildi/3444453
(2) https://www.acea.auto/pc-registrations/new-car-registrations-0-6-in-may-2025-year-to-date-battery-electric-15-4-market-share/
(3) https://x.com/eozpeynirci/status/1937794192517796304
(4) https://beefull.com/blog/epdk-mart-2025-verilerini-acikladi-turkiyede-elektrikli-arac-ve-sarj-altyapisinda-son-durum/?utm_
Ford’un elektrikli dönüşüm vizyonu, yalnızca bir model damı genişlemesi değil, aynı zamanda müşteri beklentilerine özel çözümler üretme stratejisiyle şekilleniyor. Bu kapsamda hem binek hem ticari segmentte sunduğumuz modeller, farklı kullanıcı profillerine hitap ederek geniş bir etki alanı yaratıyor.

