PROF. DR. ÖZGÜL KELEŞ - İTÜ ÖĞRETİM ÜYESİ
Elektrikli Araçlarda Başarı, Teknolojiyi Aşan Bir Strateji Gerektiriyor
Elektrikli araç dönüşümünün yalnızca teknolojik değil; etik, çevresel ve stratejik bütünlük içinde ele alınması gerektiğini vurgulayan İTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özgül Keleş, “Bu alanda başarı, sadece üretmek değil; sürdürülebilirliği, güvenliği ve yerli teknolojiyi birlikte inşa etmekle mümkün” dedi.
Elektrikli araçlar, otomotiv sektöründe ciddi bir dönüşümü beraberinde getirdi. Bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Değişim ve dönüşüm ayrı kavramlar. Değişimi belirli alanlarda yaşanılan iyi tanımlanmış gelişmeler olarak değerlendirebilecekken dönüşüm çok daha derin ve anlamlı kültürel farklılaşmayı getirir. Evet, ulaşım sektöründe bir şey oluyor. Elektrikli araçlar hayatımıza girdi ama hâlâ bazı kavram kargaşaları var. Derginiz bir otomotiv dergisi olduğu için bu özelde değerlendirme yaparsak; evet otomotiv sektörüne yeni bir tasarım geldi. Fosil yakıtlara alternatif olarak dizel ya da benzin yanması ile elde edilen enerji yerine otomotivde elektrokimyasal dönüşüm ile elde edilen enerji kullanımı ile yeni otomotiv tasarımları hayatımıza girmeye başladı. Bu tasarımlar aslında adaptif tasarımlardır. Yani bir teknolojinin başka bir teknolojiye adapte edilmesi ile gelişirler. Varolan otomobil aksamlarına bataryanın eklenmesi ile elektrikli otomobiller üretilmeye başlandı ama bu öyle hadi çıkaralım benzin tankını yerine batarya koyalım şeklinde olmadı, olmaz da. Elektrikli otomobiller, otomotiv sektöründe bazı iş yapış süreçlerinin tamamı ile yeniden tasarlanmasına sebep oldu ve olması gerekiyor ki bu yüzden bu bir dönüşüm. Bu dönüşümde otomotivin, tasarımında, üretiminde, satışında, satış sonrası destek birimlerinde, enerjiyi şarj etmeyi sağlayacak istasyonlarda, karayollarında, merkezi ve yerel yönetimlerde kısacası toplumda zihinsel dönüşümün ve bilinçlenmenin sağlanması gerekli olduğuna inanıyorum.
Türkiye’nin bu alandaki geleceği için hangi öncelikler öne çıkıyor?
Ülke olarak geliştirilen teknolojilerin ithalatı ve kullanımı konusunda oldukça iyi olduğumuzu söyleyebiliriz. Elektrikli araçlara olan ilgi giderek artıyor. Elektrikli araçlara mobilite olarak bakıldığında otomobiller dışında endüstriyel ve sosyal hayatta kullanılan pek çok mobilite ürününe batarya adaptasyonu yapıldı. Mesela forkliftler, mobiletler, motorsikletler vb. Bataryaları dışarıdan ithal ederek batarya paketleri yapıp batarya yönetim sistemlerini oluşturup söz konusu ürünler için enerji depolama ünitelerini oluşturuyorlar. Ayrıca ülkemizde de bu ürünler için girdileri dışardan temin edilerek kese tipi, silindirik ve prizmatik lityum iyon piller ve batarya paketleri üretebiliyor. Buna ek olarak bilindiği gibi ülke markası TOGG elektrikli araç üretimimiz başladı ve bu araçla da ülkemiz bu sektöre ürün sağlayıcı konuma gelmiştir.
Öncelikler için çok iyi araştırma yapılması gerek, bireysel olarak bakış açısı bazen yanıltıcı olabilir. Bir metalurji ve malzeme mühendisi olarak ben malzemenin, prosesin ve makinanın tasarımından üretimine içinde olunmayan bir teknolojinin hakimi olunabileceğine inanmıyorum. Her teknolojik gelişme elektrikli araç özelinde bu sektörde varlık her bilim ve mühendislik dalını ve hatta sosyal bilimleri içine alan bir ekosistem istiyor. Satılamayacak ve sürekli pazarda olup destek verilemeyecek ve geliştirilemeyecek bir ürün ile gelecekte varolmak mümkün değil. Çok iyi bir stratjik plan ve yol haritası ile hareket etmek, pes etmemek ve desteklemek gerekiyor. Ekosistem iyi yönetildiğinde insanlığa bilgi, tecrübe, teknoloji kazancı yanında ekonomik kazanımlar da getirir.
Türkiye’nin batarya üretimi ve geri dönüşüm alanındaki potansiyelini nasıl görüyorsunuz?
Geri dönüşüm konusu her alanda çok önemli hale gelmeye başladı. Çünkü dünyayı çok kirlettik ve kirletmeye devam edersek kendi sonumuzu hızlandırıyoruz. Canlıları korumak çok önemli, yoksa habitatın harmonisi ortadan kalkıyor. Canlı deyince sadece insan ve hayvanları düşünmemek gerek, taş, toprak ağaç herşey bu sistemin bir parçası. Topyekün dünya üzerinde dünyaya en çok zarar veren canlı olarak insanlık artık bunun farkında ama ne kadar arkasında bilemiyorum. Ekonomi önemli ama bugünün ekonomik zenginliği için yarını ipotek etmek ne kadar doğru. Batarya paketleri ve bataryaların içerisinde, değerli kabul edilen çeşitli metaller bulunuyor. Bunların ham maddelerini madenlerdeki cevherlerden elde edip bataryada kullanmak bu metaller için ilk kullanım olarak nitelendirilebilir. Ama gerek batarya paketleri gerekse bataryalarda geri dönüştürülebilir malzemler mevcuttur. Bunların tekrar batarya üretiminde kullanımı olabileceği gibi başka sektörlerde de fayda maliyet analizi yapılarak değerlendirilmesi mümkündür. Batarya paketleri ve bataryaların dönüşümü gereklidir.
Bir batarya geri dönüşüm tesisi ve bu tesisin verimlilik, etkinlik ve kârlılığı için öncelikli olarak ölçek ekonomisi çok önemli. Ülkemizde henüz batarya üreticilerinden bağımsız bir batarya geri dönüşüm tesisinin ekonomik işletilmesi için gerekli girdi oluşmamıştır. Batarya üreticileri kendi geri dönüşüm tesislerini belirli ölçekte kurup işletebilirler. Ancak, orda da temel konu hangi geri dönüşüm prosesin seçimidir. Ülkemizde belirli girişimler olmakla birlikte bu girişimlerin desteklenmesi ve gelişmesi gerekmektedir.
Lityum-iyon bataryalar bağlamında, Türkiye’nin üretim, geri kazanım ve sürdürülebilir tedarik zinciri oluşturma noktasında nasıl bir yol haritası benimsemesi gerektiğini düşünüyorsunuz?
Tabii tedarik zinciri her ürün için önemli olduğu kadar lityum iyon bataryalar için de önemlidir. Biz bu konuyu Otomotiv Teknoloji Platformu Batarya Grubu olarak inceledik ve 20 Mayıs 2024 tarihinde “Elektrikli Araçlarda Lityum İyon Bataryalar” isimli bir kitap yayınladık. Bu kitap oldukça özel bir kitaptır. Kitapta akademi ve sanayiden bu işe gönül vermiş insanlar çalıştı; ülkemiz ve dünyadaki durumu bataryanın tedarik zincirini esas alacak şekilde inceleyip, bu konudaki boşluğu doldurmaya çalıştı. Kitabımızı https://otep.org.tr/Home/BilgiBankasi?dil=TR bağlantısından indirip her alandaki yol harita önerilerimize ulaşabilirsiniz.
Üniversite-sanayi iş birliği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Elektrikli araç bataryalarında katma değer yaratmak ve dışa bağımlılığı azaltmak için hücre teknolojilerinde kullanılan anot, katot, separatör ve elektrolit gibi malzeme ve makine-teçhizat alanlarında Ar-Ge yapılması öncelikli hedef olmalıdır. Üniversitelerimizde ve araştırma kurumlarımızda bu alanlarda çalışan, uluslararası düzeyde rekabetçi bilgi birikimine sahip araştırmacılar mevcuttur. Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalıdır: Üniversiteler teknolojiyi laboratuvar düzeyinde valide etmekle sorumludur. Bu seviye, Teknoloji Hazırlık Seviyesi (TRL) 4’tür. Üniversitelerden doğrudan seri üretim beklentisi doğru bir yaklaşım değildir. Sanayi ile sürdürülebilir iş birlikleri kurulmadıkça bu beklenti karşılanamaz. Bu birliktelikler, fikir aşamasından ürünleşmeye (TRL1’den TRL9’a) kadar olan Ar-Ge sürecini daha etkin, maliyet avantajlı ve sürdürülebilir hale getirecektir.
Sürdürülebilir Ulaşım İçin Elektrikli Adımlar
Tüm dünya artık ulaşım alanında alternatif yakıtların mümkün ve gerekli olduğuna ikna olmuştur. Gelecekte ulaşım, yalnızca içten yanmalı motorlarla değil; çevreci, sürdürülebilir ve teknolojik çözümlerle yeniden şekillenecektir. Bugün elektrikli araçlarda yaygın olarak kullanılan teknoloji, şarj edilebilir lityum iyon bataryalardır. Türkiye otomotiv sektörü, son on yılda bu alanda önemli gelişmeler kaydetmiştir. Devlet destekli yatırımlar, yalnızca teknolojinin değil, insan sermayesinin de nasıl değerli çıktılar üretebildiğini göstermiştir. Paradigma oluşturmuştur. Türkiye’de içten yanmalı motor üreten firmalar, artık elektrikli modellerle pazarda yer bulmaya başlamış; yerli üretim elektrikli araçlar ise tüketiciyle buluşmuştur. Ayrıca otomotiv firmalarının yanı sıra batarya, şarj altyapısı ve yönetimi gibi alanlarda ekosisteme katkı sağlayan girişimler de ivme kazanmıştır. Bu girişimler yalnızca ekonomik değil, çevresel sürdürülebilirlik acısından da önemlidir. Ekosistem içinde döngüsel ekonomi yaklaşımıyla lityum iyon batarya üretimi gerçekleştirmeye yönelik yerli girişimlerin artması sevindiricidir.
Servis, bakım, yangın önleme ve müdahale gibi kritik alanlarda hizmet geliştirme faaliyetleri de sektöre değer katmaktadır. Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla bu hizmetlerin standardizasyonu ve yaygınlaştırılması, hem kullanıcı güvenliği hem de sürdürülebilirlik acısından elzemdir.
“Ülkemizde, enerji depolama sistemlerinin yanı sıra sektörel olarak geliştirilmesi gereken birçok yeni teknoloji bulunuyor. İnsanlığa ve çevreye duyarlı yeni malzeme teknolojileri üzerine yapılan çalışmalar, dünyada hızla artış gösteriyor. Bu doğrultuda, 28 Temmuz – 1 Ağustos 2025 tarihleri arasında EcoMat2025 etkinliğini, İTÜ Mustafa Kemal Amfisi’nde uluslararası katılımla gerçekleştirdik. Bilim insanlarını, sektör temsilcilerini ve öğrencileri bir araya getiren bu değerli konferans, bilgi paylaşımı ve iş birliği açısından önemli bir platform oldu. Bu vesileyle, hem bizleri yalnız bırakmayan tüm katılımcılarımıza hem de bu organizasyonun hayata geçirilmesinde desteklerini esirgemeyen vizyoner sponsorlarımıza içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.”
“Elektrikli otomobiller, otomotiv sektöründe birçok iş yapış sürecinin yeniden tasarlanmasına neden oldu ve olmaya devam ediyor. Bu nedenle yaşadığımız süreç bir değişimden ziyade kapsamlı bir dönüşümdür. Bu dönüşüm yalnızca araçların tasarımı ve üretimiyle sınırlı kalmıyor; satış, satış sonrası hizmetler, şarj altyapıları, karayolu düzenlemeleri ve enerji yönetimi gibi alanları da kapsıyor. Aynı zamanda merkezi ve yerel yönetimlerden başlayarak tüm toplumda zihinsel bir dönüşümün ve farkındalığın oluşması gerektiğine inanıyorum.”
“Elektrikli otomobillerle birlikte otomotiv sektöründe yalnızca iş yapış biçimleri değil, tüm sistem köklü bir dönüşüm geçiriyor. Bu değişim, üretimden satışa, altyapıdan kamu politikalarına kadar toplumun her alanında zihinsel bir yenilenmeyi zorunlu kılıyor. Elektrikli mobilite ise sadece bir ulaşım tercihi değil; aynı zamanda ekonomik, toplumsal ve çevresel farkındalık gerektiren bütüncül bir dönüşüm sürecidir. Türkiye bu süreci doğru yönetirse, yalnızca teknoloji kullanan değil, aynı zamanda teknoloji üreten ve değer yaratan bir ülke olabilir.”

