Röportajlar

about us

PROF. DR. İBRAHİM KIRCOVA - YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ İŞLETME BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ

Tüketici Gözünden Mobilitenin Geleceği: Özgür, Adil ve Sürdürülebilir Bir Yolculuk

Elektrikli araçlar, sürdürülebilir ulaşımın güçlü bir parçası olsa da tek başlarına yeterli değil. Gerçek dönüşüm; erişilebilir toplu taşıma, yaygın şarj altyapısı, paylaşım ekonomisi ve kullanıcı davranışlarındaki değişimle mümkün. Mobilitenin geleceği, teknolojiden çok yaşam biçimimizi nasıl dönüştürdüğümüzde saklı. Bu yolculuk, hepimizin ortak meselesi.

Bir Sabah işe gitmek için evden çıktığınızı düşünün. Önce elektrikli bir scooter’a atlıyor, sonra metroya biniyor, son durağa yakın bir araç paylaşım uygulamasıyla bir elektrikli aracı çağırıyorsunuz. Hiçbiri size ait değil. Tek bir uygulama üzerinden yolculuk planınızı yapıyor, tek bir ödeme ile hepsini hallediyorsunuz. Üstelik karbon ayak iziniz en aza iniyor. Bu sahne kulağa biraz ütopik gelebilir. Ama aslında bugünün teknolojisiyle tamamen mümkün. Sorun şu ki, çoğu şehirde henüz bu seviyede entegre ve erişilebilir bir sistem kurulmuş değil.

Tunalar

Mobilitenin geleceğini konuşurken genelde elektrikli araçların menzilini, şarj sürelerini veya batarya teknolojisini öne çıkarıyoruz. Elbette bunlar önemli ama asıl kritik olan şu: Tüketici için mobilite, bir yere nasıl ulaşacağını kolay, ekonomik ve çevre dostu bir şekilde çözebilmektir. Makineler birer araçtır. Amaç ise hareket özgürlüğüdür.

Ulaşım Bir Hak: Tüketici Perspektifinin Temeli

İstanbul’da yaşayan bir beyaz yaka ile Anadolu’daki küçük bir kasabada yaşayan emeklinin ulaşım beklentileri çok farklıdır. İstanbul’daki kişi trafikten kaçınacak, park yeri derdi yaşamayacak, belki de ev-iş arasında laptopunda çalışabileceği bir yolculuk isteyecek. Anadolu’daki emekli için belki belediye otobüsünün sıklığı ve biniş ücreti belirleyici olacak.

Bu farklı ihtiyaçlar mobiliteyi sadece elektrikli araç satışı olarak ele almanın ne kadar dar bir bakış açısı olduğunu gösteriyor. Elektrikli araçlar büyük resmin ancak bir parçası. Diğer parçalar olmadan resim tamamlanmıyor.

Örneğin Oslo, Norveç’in başkenti, elektrikli araç dönüşümünde öncü şehirlerden biri. 2023’te satılan yeni araçların yüzde 90’ından fazlası elektrikliydi. Ama başarının sırrı yalnızca araçlarda değil: Şehir merkezine araç girişinin sınırlanması, geniş bisiklet yolları, uygun fiyatlı ve sık toplu taşıma hatları, yayalara öncelik veren kentsel tasarım gibi onlarca unsurun bir araya gelmesiyle mümkün oldu.

Elektrikli Araçlar: Kurtarıcı Mı?

Elektrikli otomobiller, emisyon azaltımında kritik rol oynuyor. Kimse bunu inkâr edemez. Ama tüketici için hâlâ önemli engeller var. Bugün elektrikli araç almak isteyen bir tüketicinin ilk sorusu “İstanbul’da yeterince şarj istasyonu var mı?” Ardından “Evde şarj istasyonu kurdurabilir miyim?”, “Elektrik faturam ne olur?” Son olarak da “İkinci elde fiyatı düşer mi?” soruları gelir.

Tunalar

Bunlar teorik değil, gayet gerçek sorular. Elektrikli araçların geleceği, tüketicinin bu sorularına vereceğimiz cevaplarda gizli. Batarya teknolojisi gelişiyor, şarj süreleri kısalıyor, devletler teşvikler sunuyor. Ama şarj altyapısına yatırım yapılmazsa ya da elektrik kaynağı hâlâ kömür santrali olursa bu dönüşümün sürdürülebilirlik iddiası zayıflar.

Almanya’da bazı şehirlerde şarj istasyonları süpermarketlerin otoparklarına kuruldu. Alışveriş süresince aracınızı şarj ediyorsunuz. Kullanıcı dostu çözümler tüketicinin elektrikli aracı günlük hayatına entegre etmesini kolaylaştırıyor.

Paylaşımlı ve Entegre Mobilite: Sahip Olma, Kullandığın Kadar Öde

Bu konuda en önemli örnek Paris. Şehir yönetimi, araç sahipliğini azaltmak için bisiklet paylaşım sistemini büyüttü. Elektrikli scooter’lar için düzenlemeler yaptı, paylaşımlı elektrikli araç filolarını teşvik etti. Sonuç: Şehir merkezinde özel araç trafiği azaldı. Daha az egzoz gazı, daha az gürültü, daha yaşanabilir sokaklar.

Tüketici için bu çok cazip. Araba satın almak yerine ihtiyacı olduğu an çağırabileceği bir hizmet var. Sahiplik yerine erişim odaklı bir model. Ancak bunun Türkiye’de veya başka bir ülkede başarılı olması için fiyatın erişilebilir, hizmetin güvenli ve altyapının sağlam olması gerekiyor.

Bir öğrenci için aylık toplu taşıma kartı hayati önem taşır. Elektrikli scooter kiralama ise bazen onun bütçesini aşar. Sürdürülebilir mobilitenin gerçekten kapsayıcı olması için hizmetlerin farklı gelir gruplarına uygun seçenekler sunması şart.

Engeller ve Fırsatlar

Sürdürülebilir mobilite yalnızca çevreci değil, aynı zamanda adil olmalı. Ancak önümüzde büyük engeller var:

Tunalar

Parçalı Ulaşım Sistemleri: İstanbul’da metrobüsten inip bisiklete binmek kolay değil. Scooter’ı metroya sokmak ayrı bir dert. Bu nedenle kesintisiz bir ulaşım hâlâ kolay değil.

Altyapı Eksiklikleri: Türkiye’de şarj istasyonu sayısı artıyor ama eşit dağılmamış. Anadolu’daki şehirler için elektrikli araç almak cesaret istiyor.

Ekonomik Bariyerler: Elektrikli araçlar hâlâ pahalı. Paylaşımlı hizmetler bile orta gelirli için ucuz sayılmaz. Tüketici kredileri ise yüksek faizler nedeniyle erişilebilir değil.

Davranış Alışkanlıkları: Sahip olma isteği, paylaşım kültürünün önünde. İnsanlar “Benim arabam olsun” istiyor. Otomobil hâlâ bir statü göstergesi, bir yatırım aracı ve mülkiyet göstergesi olarak görülüyor.

Bütün bunlara karşın umut veren gelişmeler de var. Belediyeler elektrikli otobüs alımlarına hız veriyor. Bazı start-up’lar elektrikli scooter’ların köylere ve küçük kasabalara uygun modellerini test ediyor. Özel sektör yeni nesil mobilite platformları geliştiriyor.

KİM NE YAPMALI?

Kamu: Toplu taşımayı geliştirmeli, altyapıya yatırım yapmalı, tüm ulaşım modlarını birleştiren uygulamaları desteklemeli.

Otomotiv Üreticileri: Araçlarını paylaşım odaklı tasarlamalı, batarya geri dönüşümüne yatırım yapmalı.

Enerji Şirketleri: Yenilenebilir enerji kaynaklarından şarj altyapısı kurmalı.

Girişimler: Fiyat erişilebilirliğine odaklanmalı, yeni segmentler için uygun hizmetler tasarlamalı.

Tüketiciler: Sahiplik kültürünü sorgulamalı, paylaşımı ve toplu taşımayı benimsemeli.

Sonuç: Birlikte Tasarlayacağımız Gelecek

Mobilitenin geleceği bir teknolojik devrim değil, toplumsal bir dönüşüm meselesi. Hepimizin yaşadığı şehirleri daha adil, erişilebilir ve yaşanabilir kılma fırsatı. Elektrikli araçlar bunun önemli bir parçası ama tek başına yeterli değil. Gerçek dönüşüm; toplu taşımanın, paylaşımlı hizmetlerin, altyapının ve tüketici davranışlarının aynı resimde birleşmesiyle mümkün olacak.

Belki de bu yüzden mobilitenin geleceğini düşünürken asıl sorumuz şu olmalı: Nasıl bir şehirde yaşamak istiyoruz ve oraya nasıl varacağız?

En son haberlerimizi almak için kaydolun

“İnternet sitemizden en verimli şekilde faydalanabilmeniz ve kullanıcı deneyimini geliştirebilmek için internet sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Tarayıcınızdan çerez ayarlarını değiştirmediğiniz sürece, “katılıyorum”’a tıklamanız gerekmekte veya internet sitemizi kullanmaya devam etmeniz halinde çerez kullanımını kabul etmiş olmaktasınız. Çerezler hakkında detaylı bilgi almak için İnternet Sitesi Çerez Politikası’nı incelemenizi rica ederiz.” Daha Fazla Bilgi

Tamam