Röportajlar

about us

ADNAN BALİ - İŞ BANKASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI

Küresel Sorunların Çözümü Ortak Akılla Mümkün

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin ebediyetini sağlayacak ekonomik bağımsızlığı tesis etmek ve desteklemek amacıyla kurduğu İş Bankası, 100 yaşına giriyor. İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali, böylesine önemli bir dönemde ülkemizde ve dünyada yaşanan değişimin, teknolojinin etkilerini ve İş Bankası’nın bu yöndeki adımlarını dergimiz için kaleme aldı.

Cumhuriyetimizin ilk milli bankası olan Türkiye İş Bankası, 26 Ağustos 2024 tarihinde 100. kuruluş yıl dönümünü kutlayarak ikinci yüz yılına adım atacak. İş Bankası, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, henüz İstiklal mücadelesinin yaralarının sarıldığı bir ortamda İzmir’de toplanan İktisat Kongresi’nde dile getirdiği, “siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadi zaferlerle taçlandırılmadıkça kalıcı olamazlar” sözünün bir tezahürü olarak 1924 yılında kuruldu.

Tunalar

İkinci yüzyılımıza, kuruluşumuzdaki değerleri kendimize kılavuz edinerek ve bu değerleri günümüz modern gereklilikleriyle birleştirerek hazırlanıyoruz. Bir taraftan finansal bir kuruluş olarak faaliyetimize davam ediyor bir taraftan da toplumun ihtiyaçlarını gözeten bir yaklaşımla teknolojik ve yenilikçi uygulamaları hayata geçiriyoruz. Biliyoruz ki İş Bankası’nı geleceğe ancak küresel çaptaki değişimi, dönüşümü iyi anlayarak, takip ederek, riskleri ve zorlukları en iyi şekilde yöneterek güçlü bir şekilde taşıyabiliriz.

“Finansal hizmet artık ihtiyacın olduğu her adreste doğal bir şekilde var“

Her sektörde olduğu gibi bankacılık sektörü de hem dünyada hem ülkemizde sürekli bir değişimden geçiyor. Tarih boyunca ekonomi politikaları ve ihtiyaçlar çeşitlendikçe bankacılığın da ona göre pozisyon aldığını, kimi zaman önceliklerini, kimi zaman iş yapma pratiklerini değiştirdiğini, yöntemlerin farklılaştığını görebiliriz. Hatta bankacılığı içinde bulunduğu çevreye, iklime en uygun biçimde uyum sağlayan, adapte olan bir organizmaya benzetebiliriz. Uzun süredir değişimi tetikleyen en önemli unsur ise teknoloji. Dijitalleşmenin hayatımıza girmesiyle birlikte yaşanan dönüşümdeki hız, ivme her geçen gün artıyor. Finansal hizmetin artık yapay zekâ ve robotik teknolojiler, mobil kanallar sayesinde kişilerin ihtiyacına bağlı bir hizmet olmaktan çıkıp o ihtiyacın olduğu her adreste doğal bir şekilde var olduğu dönemi yaşıyoruz.

Dijitalleşmeyi; her ürünün ve hizmetin nihai kullanıcısı ile üreticisi arasındaki halkalardan artık ihtiyaç duyulmayanların ayıklanması süreci, aracısızlaşma olarak algılıyorum. Değişim, sadece bugüne özgü bir durum değil. Bir önceki formu da makineleşmeydi. Aslında tekerleğin icadından tutun buharlı makinelere ve o günlerden bugünlere kadar hep aynıdır. Günümüzdeki değişimin adı dijitalleşme… Veriye hâkimiyet, bu dönemin diğerlerinden en önemli farkını oluşturuyor. İlk defa elektronik ortama aktarılmış ilişkisel verinin iş modellerinde kullanılabildiği, manuel ortamlarda ya da insan zihninin yetebildiği kadar kapasiteyle değil çok daha yüksek kapasitelerle ve ilişkisel manada verinin işlenmesi, o verinin iş modellerine entegrasyonundan bahsediyoruz. Böyle bakıldığında hem fırsatlar hem zorluklar barındıran bu tablo sadece finans sektörü için değil bütün diğer sektörler, iş kolları için geçerli. Toplumsal hayatın kendisini de bunun dışında tutamayız.

“Üretken yapay zekâ ile insanın yan yana gitmesi önemli”

Teknolojiyle birlikte çok şey çok değişiyor ama değişmeyen şeyler de var. Örneğin insanın, insani ilişkilerin sistemdeki yerinin her zaman önemini koruyacağına inanıyorum. Zaten kurum olarak bizim bu konudaki bakış açımız çok net. Özellikle yapay zekânın çok tartışıldığı günümüzde teknolojiyi çok önemsiyor, işimizi kolaylaştırması, sistemi daha iyi işler hale getirmesi için yararlanıyoruz. Ancak temel nokta, yapay zekâyı insanın yerine konumlandırmak değil; insanın işini kolaylaştıran ve yaratıcılığını arttıran, gereksiz ezberlerden ve iş yükünden kurtaran bir şekilde konumlandırmak.

Bence yapay zekâ, insan zihninin yaratma yeteneğiyle onun yetemediği noktaların giderildiği birleşik başka bir zekâ… Bizi aşacağını sanmıyorum. En nihayetinde biz ona girdi sağlıyoruz. Dolayısıyla teknoloji, yapay zekâ, özellikle de üretken yapay zekâ ile insanın yan yana gitmesi, hiçbirinin diğerini diskalifiye etmemesi, sürecin hep insanı besleyen, verimliliği artıran bir tarzda gitmesi önemli.

Nitekim biz İş Bankası’nda teknolojiyi insanın yerine değil yanına konumlandırıyoruz. Eğitim programları, mentorluk ve liderlik gelişim programlarıyla çalışanlarımızın kariyer basamaklarında ilerleyebilecekleri, yetkinliklerini en iyi şekilde geliştirebilecekleri, kuruma en verimli biçimde katkı sunacakları bir anlayışla hareket ediyoruz.

“Teknolojiyi sadece tüketen değil üreten ve geliştiren olmalıyız”

Teknolojinin bir de inovasyon boyutu var. İnovasyonu yeni birtakım şeyler ortaya koymak olarak değil daha çok çapraz disiplinler arasındaki iletişimden ortaya çıkan yenilikler olarak görüyorum. Bununla doğrudan bağlantılı olan girişimciliği ise yeni fikirleri ticari ve ekonomik manada yeni bir değere dönüştürmek olarak özetleyebilirim. Sadece kredi vermek, fon sağlamak, “benim fikrim var” demek değil mevzuu… Bir fikri kuluçka halinden çıkarıp değer yaratacak noktaya getiren bütün süreçleri birlikte yönetmekten bahsediyorum.

Tunalar

Beraberinde getirdiği yeni imkânlarla nihai kullanıcı ile ilk üreten arasındaki ilişkiyi sadeleştirip hızlandıran ve etkinleştiren dijitalleşme çağında katma değerli ürünleri ancak inovasyonla ortaya çıkarabiliriz. İnovatif fikirleri ise ancak girişimcilik ekosisteminin desteklendiği bir iklimden beslenerek hayata geçirebiliriz. Bizim Silikon Vadisi’nde, Şanghay’da inovasyon merkezleri açmamız, Workup Girişimcilik Programını yürütmemiz, girişimcilerle farklı zeminlerde buluşmamızın arkasında yatan esas neden bu… Biliyoruz ki teknoloji ve dijitalleşme artık geri kalmayı göze alamayacağımız en önemli unsurlar haline gelmişken, ülkemiz ekonomisine katkı sağlayacak teknoloji tabanlı, büyümeyi destekleyecek üretimi ancak girişimcilerin, inovatif ürün ve hizmet sunanların desteklendiği bir ortamda çoğaltabiliriz.

Tarihsel olarak geçmişte müteşebbisleri desteklediğimiz aynı anlayışı, bugünkü kavramlarla ifade etmek gerekirse girişimcilik ekosistemini büyütmeye çalışarak, ülkemiz ekonomisi için katma değer yaratacak fikirlerini, hayallerini gerçekleştirmek isteyen girişimcilerle yol arkadaşlığı yaparak sürdürüyoruz. Dolayısıyla müteşebbislerin, girişimcilerin yanında olmak aslında bizim geçmişten devraldığımız, genetik bir yaklaşım.

İş modellerinde daha verimli bir yaşam biçiminin kapılarının aralanmasına olanak tanıyan teknoloji çağında bizlere düşen görev, teknolojiyi sadece tüketen değil aynı zamanda üreten ve geliştirenler olmamızdır. Biz de bu yaklaşımla faaliyetlerimizi sürdürüyor, teknoloji dünyasına ve dijitalleşmeye sadece uyum sağlamamız ve iş süreçlerimize dâhil etmemiz gereken bir alan olarak değil ülkemiz, paydaşlarımız ve müşterilerimiz açısından katma değer yaratabileceğimiz bir alan olarak bakıyoruz.

“Sürdürülebilirlikle ilgili pek çok inisiyatif alıyoruz”

Günümüzde hangi sektörde faaliyet gösterirse göstersin bir kurumun odağında olması gereken, yaşanan değişim sürecini en iyi şekilde yönetmesi gereken ana başlıklardan biri de sürdürülebilirlik konusu. Son yıllarda dünyanın birçok yerinde yaşanan doğal afet ve göç gibi sonuçları olabilen iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte küresel sorunlara karşı duyarlılık gittikçe artıyor. Bu konuda dönüştürücü gücü bulunan bankacılık sektörü olarak gezegenin geleceğine ilişkin endişeleri görmezden gelemeyiz. Finansman kaynaklarının yönlendirilmesindeki rolümüz nedeniyle bizlere de önemli görevler düşüyor.

Küresel sorunların çözümünde ortak akıl ile hareket etmek artık kaçınılmaz bir noktaya geldi. Biz de gelecek nesillere sürdürülebilir bir dünya bırakmak için kurum olarak imzacısı ve üyesi olduğumuz Net Sıfır Bankacılık Birliği başta olmak üzere Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi, Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri, Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin de aralarında bulunduğu pek çok inisiyatifte yer alıyoruz.

İştiraklerimizle birlikte ülkemizin sürdürülebilir büyümesini ve kalkınmasını destekleyen bir topluluğuz. Yaygın hizmet ağımız, dijital temas noktalarımızla reel sektörü ve hane halklarını desteklemek amacıyla ürün ve hizmetler geliştirmeye; küresel gelişmelere ve yeni düzenlemelere uyumlu bir şekilde çalışmaya, kaynaklarımızı ülkemiz için kullanmaya devam edeceğiz.

En son haberlerimizi almak için kaydolun

“İnternet sitemizden en verimli şekilde faydalanabilmeniz ve kullanıcı deneyimini geliştirebilmek için internet sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Tarayıcınızdan çerez ayarlarını değiştirmediğiniz sürece, “katılıyorum”’a tıklamanız gerekmekte veya internet sitemizi kullanmaya devam etmeniz halinde çerez kullanımını kabul etmiş olmaktasınız. Çerezler hakkında detaylı bilgi almak için İnternet Sitesi Çerez Politikası’nı incelemenizi rica ederiz.” Daha Fazla Bilgi

Tamam